Son Aranan Sihirdarlar
Galio Şampiyon Simgesi
Galio
Gamlı Bekçi
Tank
Büyücü

Galio ŞAMPİYONU HAKKINDA

Galio İstatistikleri
Can Değeri 577.8 (Seviye Başına: +85)
Can Yenileme 8.71 (Seviye Başına: +0.75)
Mana 369 (Seviye Başına: +47)
Mana Yenileme 6 (Seviye Başına: +0.8)
Saldırı Gücü 61.97 (Seviye Başına: +3.375)
Saldırı Hızı 0.02 (Seviye Başına: +1.2%)
Saldırı Menzili 125
Zırh 26.88 (Seviye Başına: +3.5)
Büyü Direnci 32.1 (Seviye Başına: +1.25)
Hareket Hızı 335

Yaklaşan bir savaş vardı ve Galio’nun tek yapabildiği şey Demacia askerlerinin hazırlıklarını izlemekti. Büyünün tadına en son ne zaman baktığını hatırlayamıyordu. Birçok kez kaidesinden hareket ettirilmiş; fakat hayata dönme şansı bulamadan geri getirilmişti. Gövdesi kıpırdayamasa da zihni sürekli hareket hâlindeydi. Dövüşmeyi özlüyordu.
Galio uzaklarda belli belirsiz kıpırdayan sıra sıra kuzeyli barbarları görebiliyordu. Körelmiş duyularına rağmen saflarının gevşek ve disiplinsiz olduğunu anlayabiliyordu. Barbarlar, Demacia’lı düşmanlarına saldıracak olmanın heyecanıyla bir o yana bir bu yana yürüyüp duruyorlardı. Galio bu vahşi adamların bahsini daha önce duymuştu ve yakın geçmişteki fetihlerinden haberdardı. Şehrin korkmuş sakinleri, alçak seslerle Freljord’luların hiç kimseyi sağ bırakmadığını ve düşmanlarının başlarını garip hayvanlardan söktükleri devasa dişlere geçirdiklerini söylüyordu… Ancak dev heykel barbarları umursamıyordu bile. Gözleri daha büyük bir hedefe kilitlenmişti: Neredeyse arkasındaki dağlar kadar heybetli duran devasa şekle. Dalgalı bir deniz gibi uğursuzca hareket ediyor, serbest bırakılmayı bekliyordu.
O da nesi? diye düşündü Galio, umutla. Umarım dövüşüyordur. Aşağısında Demacia’lı yoldaşları marş söyleyerek uyum içerisinde yürüyor, zihinlerinde savaştan başka düşünce bırakmamaya çalışıyorlardı. Sesleri birbirlerine zaferden eminlermiş gibi gelse de, bu şarkıyı daha önce birçok kez duyan Galio seslerindeki endişeyi hissedebiliyordu. Bu dev canavara karşı savaşmak istemiyorlardı. Bunu onların yerine ben yapacağım!
Galio adamları tek tek kollarına alıp her şeyin iyi olacağını, istilacı orduyu kendi sınırlarına kadar kovalayacağını söylemek istiyordu. Fakat yapamıyordu. Kolları, bacakları ve pençeleri yapıldığı taş kadar soğuk ve hareketsizdi. Rüyasından uyanabilmek için bir katalizöre; kudretli bir büyünün varlığına ihtiyacı vardı. Umarım bu sefer etrafta bir büyücü vardır, diye düşündü ufka doğru bakarak. Genelde olmuyor. Olmadığı zamanlardan nefret ediyorum. Kendisini çeken öküzlerin yorgun homurtularını duyduğunda daha da endişelenmişti. Sayıları birkaç düzine kadardı ve buna rağmen sık sık yerlerini dinlenmiş hayvanlara bırakmaları gerekiyordu. Galio bir anlığına hepsinin olduğu yere çökerek onu Demacia’nın dışındaki çalılıklarda yalnız bırakacağını ve bütün eğlencenin insanlara kalacağını düşündü.
Nihayet arabası savaş alanının kenarında durdu. Vahşi düşmanlarının asla ateşkese veya teslim olmaya yanaşmayacağını biliyordu. Galio minik insan yoldaşlarının kalkanlarıyla çelikten bir duvar ördüğünü duyabiliyordu. Fakat barbarların sahip olduğu devasa yaratığın, zarif Demacia zırhlarını paramparça edeceğine adı gibi emindi. Taraflar birbirlerine doğru hücum ederek uzuv ve silahlardan oluşan bir deryaya dönüştü. Galio, çarpışan kılıçları ve kalkanların üzerine inen baltaları duyabiliyordu. İki taraftan da askerler çamurun içinde can veriyordu. Galio'nun iyi tanıdığı cesur sesler, sanki anneleri için ağlayan çocukların yakarışlarına dönüşmüştü. Taştan devin yumuşak kalbi acıyla doldu. Ancak buna rağmen harekete geçemiyordu.
Bir anda gözleri kör eden mor renkte bir ışık huzmesi, safların arasında patlayarak düzinelerce Demacia'lının yere kapaklanmasına sebep oldu. Bunu Galio da fark etmişti. Parmaklarının ucundaki o tanıdık his, tıpkı soğuk taşları ısıtan öğlen güneşi gibiydi. Neredeyse onları oynatabiliyordu...

Işık tekrar çakarak Demacia askerlerini daha da zayıf düşürdü. Galio'nun duyuları korkunç bir duyarlılıkla geri dönmüştü ve artık önündeki manzarayı en ufak detayına kadar görebiliyordu. Parçalanmış zırhlar içeresindeki hareketsiz bedenler savaş alanının dört bir yanına saçılmıştı. Etrafta kendi kanlarının oluşturduğu göletlerde yatan sayısız barbar vardı. Uzaklardaysa ödlek bir büyücü, safların arkasına gizlenmiş ellerinin arasında oluştuğu cızırdayan küreyle bir sonraki saldırısını yapmaya hazırlanıyordu. İşte buldum. Uyanmamın sebebi o, diye düşündü Galio. Önce minnettarlık, ardından öfkeyle dolmuştu. İlk önce onu ezeceğim! Ancak dikkati bir kez daha savaş alanının en uzak köşesindeki devasa şekle kaydı. Nihayet, neye benzediğini seçebilmeye başlamıştı. Kalın ve keçeleşmiş tüylerle kaplı muazzam bir canavardı. Onu zapt eden zincirlerle mücadele ediyordu. Gözlerini örten dev başlıktan kurtulmak için sertçe başını sallıyordu. Galio gülümsedi. İşte tam da yumruklarıma layık bir rakip. Barbarlar canavarın başını açtığında parçalanmış bir burun ve simsiyah gözleri ortaya çıktı. Artık etrafı görebilen canavar, korkunç şekilde kükredi; sanki etraftaki her şeyi yok etmeye hazır olduğunu söylüyor gibiydi. Canavarın terbiyecileri, zincirleri etkisiz hâle getiren mekanizmayı serbest bırakır bırakmaz devasa yaratık düşman piyadelerin arasına daldı ve düzinelerce Demacia'lıyı tek bir pençe darbesiyle yere serdi.
Galio dehşete kapılmıştı. Bu insanları çocukluklarından beri korumuştu. Onlar için tıpkı insanlardan gördüğü gibi ağlamak istedi. Ancak o, bunun için inşa edilmemişti. Amacına ve bekleyen savaşın heyecanına odaklandı. Karşısında kocaman ve korkunç bir canavar vardı ve onu eline geçirmek için sabırsızlanıyordu. Hayatın bedenine geri döndüğünü hissedebiliyordu.
Evet! Sonunda! Hisler kollarına, başına ve ardından bacaklarına yayılmıştı. Yüz yıldır ilk defa hareket edebiliyordu. Yıllardır duyulmamış bir ses vadi boyunca yankılandı. Bu, taştan bir devin kahkahasıydı. Galio savaşın tam ortasına atılarak barbarların derme çatma kuşatma silahlarını sağa sola fırlattı. Ön safları birbirine katarken hem dost hem de düşmanları donakalmış, karşılarındaki taştan devi izliyordu. Yaşayan bir anıt edasıyla etrafındaki askerleri dört bir yana saçarak saldırgan canavarın önüne çıktı. “Selamlar, muazzam yaratık,” diye gürledi. “Seni dümdüz etmemi ister misin?” Canavar sanki bu meydan okumayı kabul edercesine başını geriye attı ve uludu. Devler yeri göğü inleterek birbirlerine doğru koşmaya başladı. Yaratık omzuyla Galio'nun karnına saldırdı ve acı dolu bir çığlık atarak yere çöktü. Köprücük kemiğini tutuyordu. Galio ise karşısında dimdik duruyor, düşmanını yerdeyken ezmek istemiyordu. “Hadi ama, kendini kötü hissetmene gerek yok,” dedi Galio eliyle işaret ederek. “İyi denemeydi. Hadi tekrar vur bana.” Canavar yavaş yavaş ayağa kalkarken gözlerindeki öfke parıltısı da geri dönmüştü. Tüm gücüyle Galio'ya sağlam bir darbe indirdi. Pençeleri, başının bir kısmını koparıp götürmüştü. “Tacımı parçaladın,” dedi heykel. Bu onun için hoş bir sürpriz olmuş, zorlu bir savaşın içinde olduğuna dair ümitlerini de tazelemişti. Taş vücudundaki bütün kuvveti toplayarak elinin alt kısmıyla canavara muazzam bir darbe indirdi. Petrisit yumruk canavara çarpar çarpmaz bütün savaş alanı devasa kemiklerinin çatırtısıyla inledi. Yaratık sallanarak dengesiz darbeler savurmaya başlasa da hiçbiri hedefini bulmuyordu. Galio dev yaratığın belini taştan kollarıyla sararak göğsünü bükmeye başladı; omurgasını kırmaya çalışıyordu. Ancak yaratık elinden kurtuldu ve dikkatlice etrafında birkaç tur döndükten sonra geri çekilmeye başladı.
“Bekle! Savaşımız daha bitmedi!” diye bağırdı taştan dev. Hantal adımlarla yaratığın peşine düştü; kaçmaktan vazgeçeceğini umuyordu. Ancak rüzgâr, Demacia'lı kardeşlerinin belli belirsiz çığlıklarını ona taşıyordu. Galio farkında olmadan canavarı metrelerce kovalamış, savaşın ortasından bir hayli uzaklaşmıştı. Yaratıkla dövüşmek istese de insan yoldaşlarının ona ihtiyacı vardı. Canavar topallayarak uzaklaşırken Galio hüzünle son bir kez daha ona baktı. “Elveda, dev canavar.” Arkasını döndü ve büyük bir gürültüyle dostlarına doğru koşmaya başladı. Yarısından fazlası yerde acı içinde kıvranıyor, görünmez güçler tarafından işkenceye uğruyordu. Bunun sebebinin ona hayat veren büyü olduğunu hemen anlamıştı. Taştan dev dikkatini kötü büyücüye vermeden önce askerlerin yüzündeki korkuya bir kez daha baktı. Galio ne yapması gerektiğini ve sonuçlarının ne olacağını biliyordu. Havaya sıçradı ve bir gülle gibi büyücünün üzerine inerek iğrenç efsununa son verdi. Tabii bunu yaparken barbarı da dümdüz etmişti. Bozguna uğrayan diğer istilacılarsa silahlarını fırlatıp dört bir yana doğru kaçışmaya başladı. Büyü yavaş yavaş sönerken Galio da ikileme düşmüştü. Ona can veren güç vücudunu terk ediyordu. Sayısız hayat kurtarmıştı; fakat yeniden uykuya gömülmeye başlamıştı.

Neden diğer tüm canlılar gibi kendine ait büyüleri olmadığını anlayamıyordu. Neden bu şekilde yapılmıştı? Onu inşa eden kişi böyle olmasını mı istemişti? Uykusunun soğukluğu bedenine geri dönerken Galio hayatın ne kadar büyülü bir şey olduğunu düşünerek kendini teselli etti. Bunu kısa bir süreliğine de olsa hissetmek paha biçilemezdi. Ta ki son güne dek. Dünyada kalan son büyücüyü de amansız yumruklarıyla ezdikten sonra Demacia'nın taştan bekçisi bir daha uyanmamak üzere uykuya dalacaktı.

(P) Pasif Ezen Darbe

Galio'nun sonraki normal saldırısı belli bir alanda ilave büyü hasarı verir ve bu hasar, Galio'nun ilave saldırı gücü ve büyü direncine bağlı olarak artar. Galio'nun yetenekleri farklı bir şampiyona her isabet edişinde Ezen Darbe'nin bekleme süresi azalır (yetenek başına bir defa)

(Q) Savaş Yelleri

Galio, büyü hasarı veren iki rüzgar kütlesi gönderir. Kütlelerin birleştiği yerde fazladan hasar veren bir hortum oluşur ve hortum, hedefin azami can miktarına bağlı olarak ilave hasar verir.


Yetenek Bedeli:
Menzil:

(W) Durand Kalkanı (pasif)

Galio belli bir süre hasar almadan kalabilirse büyü hasarı soğuran bir kalkan kazanır.
(Basılı Tutulduğunda):'W' tuşu basılı tutulduğunda Galio savunma duruşuna geçer ve bu esnada hasar azaltma kazanırken büyük oranda yavaş hareket eder. Bu yoğunlaşma etkisi, Galio'ya bir kitle kontrol yeteneği isabet etse bile bozulmaz.
(Bırakıldığında):'W' tuşu bırakıldığında Galio yakındaki rakip şampiyonları kışkırtır. Kışkırtma menzil ve süresi, Galio'nun savunma durumunda kaldığı süreye bağlı olarak artar.


Yetenek Bedeli:
Menzil:

(E) Adalet Yumruğu

Galio destansı ve balyoz gibi bir yumruk atmak için gerilir. Kısa bir aradan sonra ileri hücum ederek rakiplerine büyü hasarı verip onları havaya savurur. Galio bir şampiyon veya yüzey şekline çarptığında hücumuna son verir.


Yetenek Bedeli:
Menzil:

(R) Kahraman Dalışı

Galio bir takım arkadaşının o anki konumunun iniş noktası olarak belirler ve bu takım arkadaşına bir kaç saniyeliğine Durand Kalkanı'nın hasar azaltma etkisini sağlar. Ardından havaya sıçrar ve Kahraman Dalışı'nı etkinleştirdiği anda hedef takım arkadaşının bulunduğu yerer doğru dalışa geçer. Yere indiğinde bölgedeki bütün rakiplere büyü hasarı verip onları havaya savurur. İniş bölgesinin merkezinde yer alan rakipler daha uzun süreliğine havaya savrulur.


Yetenek Bedeli:
Menzil:

lol rehberler, league of legends haberler, lol meta, meta şampiyonları, league of legends şampiyonlar, lol yama notlarılol rehberler, league of legends haberler, lol meta, meta şampiyonları, league of legends şampiyonlar, lol yama notları